Kuran ve Komünizm

Kuran (Zühruf/31-32)
31. “Bir de ‘Bu Kuran iki şehirden birindeki büyük bir adama indirilseydi ya’ dediler”.
32. "Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır."

Bu iki ayetin Kuran’ın Hz. Peygambere indirilmek yerine, Mekke ya da Taif’in ulularından birine indirilmesi gerektiğini iddia eden müşriklere bir cevap olarak nazil olduğu rivayet edilir.

Ancak 32. ayette bundan biraz daha fazlası var gibi…

Ayetin şu kısmına dikkatinizi çekmek istiyorum: "... Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın ...". Açıkçası ayetin bu kısmı “Kuran ona değil bana inmeliydi” diyen birine verilen bir cevap için biraz fazla bilgi ve hikmet içeriyor.

Ayet, Allah’ın rahmetini bölüştürmeye kalkan biri(leri)ne seslenerek başlıyor ve çok açık bir şekilde insanlardan bazılarının derecelerle diğerlerine üstün yapıldığını söyleyerek, ardından da bunun hikmetini veriyor. Biraz durup düşününce ayetin "(geçimde) kimini kimine üstün kıldık ki bazısı bazısını tutup çalıştırsın" şeklindeki ifadesinin, "eşit paylaşım" ya da "mülkte ortaklık" fikrine karşı bir cevap niteliği de taşıdığı hemen anlaşılıyor. Bu fikir size tanıdık geldi mi bilemem ama ben böyle bir fikir biliyorum: Komünizm!

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu ayet “Kuran bana inseydi ya!” diyen birine verilecek bir cevap için fazlasıyla bilgi ve hikmet yüklü! Bana göre bu ayet (32. ayet) Komünizm fikrine bir cevap niteliğindedir. Bu noktada İslam Alimlerinin "sebebin hususiyeti nassın umumiyetine engel değildir" şeklindeki hükmünü aktarmakta da fayda var. Yani alimlere göre bir ayetin şu veya bu sebeple inmiş olması ondaki hükmün genelliğine engel teşkil etmez. Bu açıdan yaklaşıldığında Zühruf/32’deki hükmün kendi başına ifade ettiği anlamın genelliği tutarlılığını korumuş olur.

Elbette bu ayetten yola çıkarak Kuran’ın insanlara “vahşi kapitalizmi” önerdiği sonucunu çıkarmamak gerekir. Ayetin son bölümü (Rabbinin rahmeti onların topladıklarından hayırlıdır) ve diğer bazı Kuran ayetleri, "vahşi kapitalizmin" de insanlık için uygun olmadığını vurgulamaktadır. Üstelik bu ayetin bulunduğu kitapta aynı zamanda "zekât" emri de vardır, yoksulu/yolcuyu/yetimi doyurmak ve gözetmek emri de, “infak” emri de ve faiz yasağı da… Bu ayetin anlamı bundan çok daha derin: Bu ayetle yüce Allah insanlar arasında “hür teşebbüs” ve “müteşebbislik” ruhunun bulunmasına önem verdiğini vurguluyor.

Yetenek ve çabanın ödüllendirilmediği ve tembelliğin cezalandırılmadığı bir ekonomik sistem krize girmeye mahkumdur. Komünizmin temel sorunudur bu. Kapitalizm ise sebep olduğu sınıf çatışmalarıyla toplumun temellerine dinamit koymaktadır. Kuran-ı Kerim ikisine de karşıdır. Kuran, kapitalizm (TEZ) ve komünizm (ANTİTEZ) arasında bir SENTEZ önermektedir. Kur'an gelişmenin motoru olan özel mülkiyeti tanımakta ama zekat ile hem bireysel servetlerin arttırılmasını sınırlandırmakta ve hem de zenginliğin alt sınıflara dağıtılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bir anlamda Kur'an Hegel'in diyalektiğini uygulamaktadır diyebiliriz.

Kuran'ın bu sentez çabası insanların (zengin olsun fakir olsun) kalitede vasatı geçemeyen çoğunluğu içindir. Kuran'ın ideal insanı olan mümin ise kar güdüsü ile değil, ayetin tesbitiyle "zekat için çalışır". Bu ideal insan "başkalarının nefsini kendi nefsine tercih eder". Bu tip insanları yetiştiren bir sistem kurulamaz. Bu ideal insan ancak kendi elinin eseridir. Gerçek devrimciler bu insanlardır ve başardıkları şeyin doğaya ve dünyaya aykırı olması nedeniyle çoğunluk onları izlemez. Dünya ise iyiye ya da kötüye, haklıya ya da haksıza, zalime ya da mazluma aldırış etmez. Dünya için sadece "ayakta kalan" ve "yıkılan" vardır. O (dünya) sadece "kazananla" ilgilenir. İçinde yaşayanlar hayvanlar oldukça, dünya da vahşi bir orman olmaya devam edecektir. Ve ancak pek azı tekamül edip insan olarak anılmaya layık olacaktır.

Ayrıca bir de aşağıdaki ayet var ki Kuran'ın bu konudaki tutumunun gerçekte ne olduğunu anlamanın zor olduğunu düşündürtüyor insana:
(Nahl/71) "Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?"

Neyse...

Yüce Allah’ın insanoğlunun medeniyet kurması, teknoloji geliştirmesi gibi bir amacı olduğu yönündeki argümanımız Kuran’daki bazı ayetlerle de desteklenmektedir. Aşağıya bu ayetleri alıyorum:

Kuran (Muminun/14)
“Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere çevirdik, derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli!.”

Bakara/30
Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

İlk ayette Allah insanın yaratılışına dair aşamalardan bahsettikten sonra kendisini “yaratanların en güzeli” olarak tanımlıyor. Bazıları bu ayetle ilgili “Allah’tan başka yaratan mı var?” sorusunu sorarlar. Allah’ın kendisi gibi “yaratıcı” sınıfına dâhil ettiği varlık insandır. Bu ilk ayette Allah’ın kendisini “yaratanların en güzeli” olarak vasıflarken, insanın yaratılış aşamalarından bahsetmesi de son derece manidardır. Allah bununla bize bu yaratıcı varlığı (insanı) yaratanın kendisi olduğunu ve yaratabilen bir varlık yaratmanın yaratmada varılabilecek son nokta olduğunu anlatmaktadır. İnsan yoktan var edemez, ama var olanı kullanarak geliştirdiği ürünlere bakarsak ne denmek istendiğini daha iyi anlarız. Allah “yaratanların en güzelidir”. Çünkü O yaratabilen bir varlık yaratmıştır. Buradan da anlıyoruz ki yüce Allah’ın amacı insanın yaratıcı yönünü ortaya çıkarmaktır. Bu ayet yüce Allah’ın insanın medeniyet kurmasını ve teknoloji/sanat/bilim geliştirmesini amaçladığının bir göstergesidir.

İkinci ayette ise insandan “Allah’ın halifesi” olarak bahsedilmektedir. Bunun en önemli sebebi yine insanoğlunun yaratıcı yönü olsa gerek…

Son bir söz de “yaratanlar” ifadesi için söyleyelim: Bazıları Kuran’ı peygamberin uydurduğunu söylerler. Bir adam düşünün “Allah’tan başka ilah yoktur” diyerek putlara karşı bir mücadele başlatsın ve kitabına (!) “yaratanlar” ifadesini koysun. Ben buna inanmam. Sırf bu “yaratanlar” ifadesi bile Kuran’ın Allah’tan olduğunun delillerinden biridir. Günümüzde bile bazıları “yaratmak” kelimesini insanların eylemleri için kullanmaktan korkarlar ve bu kelimeyi duyduklarında adeta inançları sallanır. Oysa Kuran bu kelimeyi 7. yüzyılda kullanmıştır. Onlara şunu hatırlatalım: Evet, insan yaratır ama bu insanı ilah yapmaz!

En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.