Kuran'da Zamanın Göreliliği

Einstein’ın görelilik teorisi ile beraber, o zamana kadar mutlak ve değişmez kabul edilen zaman kavramı yerle bir olmuş ve zamanın da göreli bir kavram olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum daha sonra yapılan testlerle etkileri gözlenerek ispatlanmıştır.

Zaman iki şeyden etkilenir: Hız ve Kütle Çekimi. Bir cisim hızlandıkça, özellikle de bu hız ışık hızına yakınsa, zaman onun için daha yavaş akmaya başlar. Aynı zamanda büyük kütlelere sahip cisimlerin yakınında da (örneğin güneş) zaman daha yavaş akar.

Kuranda zamanın bu iki etki nedeniyle daha yavaş akmasına işaret eden ayetler vardır. Zamanın hız ile birlikte daha yavaş aktığına işaret eden ayetler şunlardır:

Mearic/4
Melekler ve Ruh (Cebrail), süresi elli bin yıl tutan bir günde ona yükselip çıkarlar.

Secde/5
Gökten yere (yukarıdan aşağıya) kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir, sonra da sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir.

Bu ayetlerde “yükselme” (yani hız) sırasında zamanın daha yavaş akmasına açık bir referans vardır.

Zamanın kütle çekiminden etkilendiğine işaret eden ayet ise şudur:

Hacc/47
Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.

Bu ayette Rabbi’nin katında denilerek işaret edilen yerde (büyük kütlesinden dolayı) zamanın daha yavaş aktığına açık bir gönderme vardır.

Bu ayette Rabbinin Katı diye işaret edilen yer neresidir? Bunu da bir Kuran ayetiyle açıklığa kavuşturalım:

Enam/127
Rablerinin katında "Selam yurdu" onlarındır. Bütün yapacakları işlerde kendilerinin velisi de O'dur.

Yukarıdaki ayetten anlaşılacağı üzere 1 günü 1000 yıla eşit olan yer cennettir.

Burada ilginç bir problem ortaya çıkmaktadır: Kuran göklerin, yerin ve aralarındakilerin 6 günde yaratıldığını söyler. Bu ifadeden hareketle bu sürenin 6000 yıla eşit olduğu mu anlaşılmalıdır? Üstelik bilim evrenin yaşı olarak 13,5 Milyar yılı verip duruyorken!

Bunun cevabı yine Kuran’da mevcuttur. Kuran Rabbi’nin katı olarak cenneti niteler, ancak bunun dışında bir şeyin varlığından daha bahseder: Allah’ın arşı! Arş Kuran’da aşağıdaki ayetlerde görüleceği üzere “büyüklüğü” önemle vurgulanan bir yerdir:

Tevbe/129
Eğer aldırmazlarsa de ki: "Bana Allah yeter! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın sahibidir!"

Muminun/86
Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?"

Kuran, bir de “büyük” arş olduğu bilgisini boşuna vermiyor. Bu bilgi bize zamanın çok daha yavaş aktığı bir yer olduğunu söylüyor: Arş! İşte yaratılışın 6 gün sürdüğü yer burasıdır ve bu 6 gün bizim ölçümümüzle 13,5 milyar yıla eşittir.

Kuran'a göre evrenin yaşının 6000 yıldan çok daha büyük olduğunu, bir de en başta verdiğimiz iki Kuran ayetini kullanarak "olmayana ergi" (reductio-ad-absurdum) yöntemiyle de ispatlayalım:
A.) Kuran "melekler ve Ruh'un O'na 50.000 yıllık bir günde yükseldiğini" söylemektedir.
B.) Bu yükselme en az bir kez gerçekleşmiştir.
C.) Eğer evren 6000 yıl yaşındaysa, melekler ve Ruh O'na daha henüz bir kere bile yükselemedi demektir!
D.) B ve C çelişkilidir. Dolayısıyla Kuran'a göre evren 6000 yıldan (ya da 50.000 yıldan) daha yaşlıdır.

Bütün bunlar bize şunu söylemektedir: Bizim kayalar üzerine yazdığımız ve onlarda binlerce seneler boyunca var olan yazılar, Allah için suya yazılmış yazılar gibidir.

En doğrusunu Allah bilir.